ASYALI BİR SANATÇI: HASAN SAĞINDIK

ASYALI BİR SANATÇI HASAN SAĞINDIK

 

Osman AYTEKIN

 

1980’li yılların sonlarıydı Ahmet Yenilmez diye biri çıktı ortaya. Ahmet Yenilmez’i o aralar henüz pek fazla kişi tanımıyordu. Yenilmez, yanılmıyorsam İzmir’den Mehmet Karanfil’in organize ettiği bir tiyatro grubunda idi. Yanında birkaç arkadaşı vardı. İşte o yıllarda 12 Eylül’ün tesirinin üzerimizde olduğu yıllardı. İhtilal Ülkücü Hareketi ezip geçmemiç adeta biçmişti. Yani yaralar henüz kabuk bağlamadığı aylardı.

İlçemizde  yılda bir veya iki kez geceler düzenlenir, piyesler oynanırdı. Halkımız oyunlara, gösterilere, müziklere açtı! Akşam olduğunda okulun konferans salonu ağzına kadar doluydu. Lambalar söndü. Artık oyun başlamak üzere idi.

O yıllarda Ahmet Yenilmez de tiyatro da pek tanınmıyordu. Turneye çıktığı ilk zamanlardı sanırım sahneye çıktı ve tok ve yanık sesiyle şöyle bir konuşma yaptı, “şimdi duyacağınız ses o bildiğiniz popüler kişi değil, sakın o şahısla karıştırmayın”, dedi. O şahıs dediği kişi ise o yıllarda popüler olmuş özgün müzikte tanınan Ahmet Kaya idi. Biz o kişiyi düşünürken müzik başladı ve “Yusuf Yüzlüler”i dinlemeye başladık. Hakikaten de duyduğumuz ses Ahmet Yenilmez’in sözünü ettiği ses üzerinde bende bir yargı  oluşturmaya başlamıştı. Bir yandan da şu sese bak arkadaş… Ya söyledikleri!.. diyordum.

Tiyatro bitmiş, gece yarısı olmuştu. Bizler fena halde etkikenmiştik. Bir yanda idam edilen Selçuk Duracık ve Halil Esendağ’ın hayatlarının bir kesitini, dramatik bir hâlde seyrettiğimiz” Kırılan Güller”, diğer yanda “Yusuf Yüzlüler”i söyleyen o şahıs… Seyirciler gözyaşlarını tutamamış, unutulmaz hüzün ve dramla dolu bir gece yaşamıştık.

İşte o sesin sahibi müzik adamı Müzisyen Hasan Sağındık ‘tı. Mütevazi nezaket sahibi,sessiz, samin, samimi dost canlısı biri olarak tanıdım. Bizden biri, O Anadolu’ nun iyi ve temiz bir sesidir.

Kendi köklerini unutmayan, hatır bilen, halden anlayan bir gönül adamı. Zaten has Anadolu insanı demek bile O’nu anlatmaya kafidir.

“Yusuf Yüzlüler”, “Ağla Karanfil”, “Beni Yaşarken Anla”, “Dosya Doğru – Irgalamış”, “Zindan Şehirler”, “Siyah Ağıt”, “Adamlar”, “Bitsin Seninle” ve “Adım Yeşil” ile kendisini yerine göre de kararlılıkla dinledik. Ama mensubu olduğumuz davamızın müdavimleri  Eylül vurgunu gibi darmadağınık olduğundan vefanın  sokağına uğramaz oldu. Sonra sesi adeta nostaljik kasetlerde, cd’lerde kaldı, sanırım hayli zamandır da müzik yapmıyor. Sesi, soluğu çıkmıyor, duyulmuyor.

Hasan Sağındık’ı sadece müziğine göre anlamak ve değerlendirmek, onun ruh dünyasını anlatmak, duygularını ve düşüncelerini ifade etmek kifayetsiz kalır.

Müzikte Asya’ya uzanır; kendine göre müziği, “Asyasentez”dir.

Sanatçının görüşüne göre,” Asyasentez” müziği içinde olmasını ; Asya ve Uzakdoğu’da kendilerine yeni ufuklar aramaya başladığı tespitiyle ilintili olduğu söylenelir.

Sanatçı Orta Asya Türk müziğinden etkilendiğini ve bunu bestelerine de yansıdığını ifade etmiştir.

Sağındık, müzikte yapmak istediği şey kendi hayat tarzına  uygun olanı; kendi ifadesine göre,” maddi ve manevi güvenlik çemberidir. ”

Sanatçının evrensel müziğe ise şöyle bakar: “Müzik kültürle ilgilidir ve her kültürün  kendi evrenseli vardır. Batının kullandığı seslerle, doğunun kullandığı sesler aynı değildir. Doğu da batının bütün seslerini bulusunuz ancak batı da doğunun seslerini bulamazsınız. Doğu tek sedli, duygusal ve insancıldır, batı çok sesli (kendi kuralları içinde) daima tektir ve tüketime dönüktür.”

Batının her şeyi tüketen tarafına dikkat çeken sanatçının söyleyişlerinde bir dava şuuru vardır. Anadolu topraklarının esintisi, Türk coğrafyasınının sesleri ve İslâm dünyasının renkleri vardır.

Güzel aşk ve dava şiirlerini estetikle, kendine has nitelenen Asya müziği anlayışıyla söyleyen kendi halinde bir sanatçıdır.

Müziği, besteleri fikri açıdan olgun bir kesime hitap eder. Tribünlere oynamak yerine dava için kalıcı eserler yapmanın gayreti içinde olan biridir.

Duruşunda kararlılık, dik duruş , sesinde öfkeyi inanç ve manevi aşkın potasında eriten yüce gönüllü bir Alperendir, sanatçıdır.

Hasan Sağındık geleneksel ozanlık kültürünü kendine has sesi ve müziği ile aşmıştır. Bu anlamda kendi “Asyasentez” müziği modern bir bağlamda değerlendirilmelidir. Bu modernlik bir yanıyla da; siyasi ve ideolojik hareketlerin bir bağlantısı olarak, özellikle sol müzik gruplarının müzikal tavrı paralelinde 1990’larda ortaya çıkmıştır.

Hasan Sağındık Milliyetçi – Ülkücü kesimden gelen, kendine has alışılmışın dışında, özgün ve İslâmî referanslı müzik eserleriyle tanınmıştır.

Sağındık, geleneksel halk şiiri ve günümüz modern şiirden örnekleri besteleyerek müzik arayışını sürdürmüştür. Toplumun yaşadığı olumsuz dönemlere ironik atıflarda bulunarak eserleriyle kendini göstermesi de  özgün bir sanatçı olduğu kadar, yaşanılan dönemlere dair de eleştirel bir duruşu olmuştur. Bu bağlamda  Sağındık özellikle Abdurrahim Karakoç ve Bahaettin Karakoç’un şiirlerini en fazla besteleyen bir sanatçı olmuştur.

Tasavvuf temalı şiirleri müzik alanına taşımak ve kendi müziği açısından  yeni açılımlara kapı arslama çabalarında da başarılı olduğu görülmüştür.

Müzik insanı Selçuk Küpçük’ e göre  Sağındık, sadece ürettikleriyle bir estetik ortaya koymamıştır;demokratik tavrı bakımından da sivil bir fotoğrafın öznedidir.” Nitekim Selçuk Küpçük’ün bu tespitinin karşılığının veya paralel düşünce Hasan Sağındık’ta şöyledir:” sonraki eserlerimde gerek Türk dünyasının, gerek İslam dünyası, gerekse jendi ülkemizde yaşanan antidemokratik  uygulamalarla ilgili, kimsenin ses çıkaramadığı dönemlerde  bir durş sergilemeye çalıştım. Çin seddi’nden Kafkaslara, Kafkaslardan Kuzey Afrika’ya kadar olan coğrafyada eserler ortaya koydum.” Bu görüşler sanatçının sivil iteatsiz biri olarak eserlerinde darbelere karşı durduğunu göstermiştir. Yukarıda belittiğimiz dik duruşu da bu tavırları nedeniyledir.

Hasan Sağındık popülist bir yolda yürümeyi seçmedi. Popüler olmakla olmamak arasındaki ayar veya durumu inceleyen, takip eden, sorgulayan ve ayrıntılara dikkat edenler daha iyi anlar, idrak eder. Bir şeye erişip erişmemek kişilerin anlayışına bağlıdır. Zaten o kişilerde de üslubu kendini gösterir. Hasan Sağındık, ne bir piyasa adamı, ne de kısa yoldan hedefine varmak isteyenler güruhundan oldu. O’nun fenomen olma bir düşüncesi ve kaygısı da olmadı. Sağındık, etliye – sütlüye karışan tiplerden  değil, bilakis bir davası olan, Milliyetçi – muhafazakar çizgisini sürdüren İslami referansla mazlumların sesi oldu.

Özgün ve özgür müzik anlayışıyla ezilen halkın, mazlumların Asyasentez müzik anlayışıyla var oldu. Güzel eserler yaptı. O gönüllerde yaşamaya devam ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir