AYTEKİN, RESİMLERİMDE “KENDİ TOPLUMUMUZU KENDİ İNSANIMIZI ANLATMAK İSTİYORUM”

     AYTEKİN, RESİMLERİMDE “KENDİ TOPLUMUMUZU KENDİ İNSANIMIZI ANLATMAK İSTİYORUM”

RESSAM OSMAN AYTEKİN İLE SÖYLEŞİ

Söyleşi: Gazeteci Yazar Timuçin MERT

    Orta yaştaki okuyucular, sizi tarihi resimli romanların çizeri olarak tanırlar. Siz Anadolu çocuğusunuz. Bir taşra kentinde yetiştiniz. Yetiştiğiniz ortamı düşünürsek, resme nasıl merak sardınız? Bize bunu anlatır mısınız?

Resme merakım çocukluk yıllarımda başlar. Çocukluk yıllarıma gidince gözlerimizin önüne geçmişin izleri gelip oturuyor. Her davranışın bir nedeni olduğu gibi resim çizmenin de bir nedeni vardır elbette. Çocukluk yıllarımızda öğretmenimin bir davranışı resme yönelmemi sağlamıştır.

     İlk çizgileriniz hangi dergi veya gazetede yayınlandı ve ilk desenleriniz neşredildiğinde nasıl bir duyguya kapıldınız?

İlk desenim Hergün Gazetesi’nde yayınlandı. Birçok sanatçının ilk çizgilerini gördüğünüzde bu çizgiler bu ustalara mı ait? diye belki de tereddüde düşersiniz. İlk desenimi 1977 yılında Hergün Gazetesi’nde Uğur Tekin isminde bir yazar köşesinde yayınlayınca büyük bir heyecan yaşamıştım o anki heyecan ve sevincimi anlatamam. Bu ve sonrasındaki neşredilen desenler beni inanılmaz derecede teşvik etmiştir. Bu çalışmalar daha sonra Bozkurt, Töre, Türk Edebiyatı dergilerinde yayınlanarak devam etti. Metropol dergileri de olmak üzere özellikle taşra dergilerinde çok desenlerim yayınlandı.

      Sadece tarihi resimli romanlar mı çizdiniz? Başka çalışmalarınız da oldu mu?

Tarihi çizgi roman çizimleri dışında kentimiz insanlarını kendi toplumuna sevgiyle bakan, sevgiyle yaklaşan bir üslup içinde vermek istediğim çalışmalarım da oldu.

     Okuyucular, resme ilgi duyanlar sizi, siyah beyaz çizgilerle-desenlerle tanıyorlar. Çizgi roman türünün dışında ne gibi çalışmalarınız oldu?

Resimli roman çizimleri elbette ilk çizimlerim değildi. Tarama çalışmalarına uzun yıllarımı verdim. Kartpostal, gazete, dergi ve kitap desenleri ve kapak çalışmalarımız oldu. Halen de bu tür çalışmalarımız devam ediyor.

     Sizi bu çalışmalara iten duygular nelerdi? Bize bu duygularınızı açar mısınız?

Sanat içine girilince insana daima yeni kapılar açan ancak sonu bir türlü gelmeyen dipsiz kuyular gibidir. Bu uğraş insanın içine bir kez yerleşmeyi görsün… Daima üretmek istersiniz. Bu çabanızın bir sonu da yoktur aslında. Resim sanatına ilgi duyunca kendi toplumumuza bir şeyler vermek istedim. İstedim ki Anadolu insanını gerçekçi yönlerini ele alarak çizgiyle anlatayım. Anadolu insanını görenler sanatın gücünü de görsünler istedim. Bu ifadeyi sonundan alırsak bu gülce kendi insanımız en iyi bir hal içinde anlatmak istedim.

    Çalışmalarınızın konusunu neler oluşturuyor?

Resim çalışmalarım manzara ağırlıklı ancak, figüratif ve natürmort çalışmalarına da ilgi duyuyorum. Tabiatı, çiçekleri seviyorum ve tuvallerime aktarıyorum. Bunu yaparken de yer yer Anadolu insanını resimlerimde işliyorum.

    Soyut resim çalışmalarına da ilginiz olduğunu biliyoruz, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sanatı sadece klasisizm, romantizm, realizm veya izlenimcilik gibi de görmemek gerektiğine inanıyorum. Sanat insanlar arasında bir köprüdür. Yirminci yüzyıl sonrasında klasik ve realist çizgiler geçerliliğini korusa da modern sanat normları içinde görülebilen soyut resim akımlarına ilgi daha fazla olduğu görülür. Özellikle sanat çevresi kendini gizemin içinde görmek istiyor. Bu nedenle ve sanatın çağdaşlığını birazda soyut resimle görme düşüncesi soyut resmi veya akımları öne çıkarıyor. Bu açıdan soyut resim pek fazla olmasa da ilgimi çekmektedir.

      Yağlıboya çalışmalarınıza baktığımızda resimlerinizi nereye oturmak gerekir      

Güzel bir soru, öncelikle çalışmalarımın gerçekçi olmasını istemişimdir ancak çalışmalarım da izlenimcilik hâkimdir.

   Biraz da yeni çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Yeni çalışmalarımda kendi yöremden çizgileri tuvallerime yansıtmaya çalışıyorum. Evrensel olma gibi bir kaygım yok ama eğer bir sanatçı kendi insanını kendi toplumunu kendi milletini gerçekçi bir hal içinde anlatmak istiyorsa kendi çevresindeki zenginlikleri görebilmelidir. Anadolu her yönüyle tarih, her yönüyle kültür ve her yönüyle insanlığın hala bir merkezidir. Kendi insanlarımızın farkına varamadığı kendi zenginliklerimizi ifade etmenin çabasını yüreğimde taşıyorum. Bu nedenle de kendi çevremdeki doğallıklarla beraber insanlarımızı resimlerime taşımaya çalışıyorum.

Türk resim sanatının şu anki konumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bana göre Türk resim sanatı Osmanlının son zamanlarında boy göstermeye başlamış olmasına rağmen sağlam bir zemine oturmuştur. Zira Cumhuriyetin ilk yıllarında da iyi sanatçılar yetişmiştir ve iyi tablolar yapılmıştır. Günümüzde ise sanatın her ekol ve akımına rağmen yeni arayışlar içinde olan sanatçılar vardır ve başarılılar da. Önemli olan özgün eserler üretilmesidir. Bunu yapabilen çok sanatçımızın olduğunu düşünüyorum.

   “Türkiye’de sanatçı olmak zordur” Sizce bu ifade doğrumu?

Elbette doğrudur. Başından itibaren Resmin içinde olmama rağmen yağlıboyaya çok geç başladım. Bunun hem olumlu hem de olumsuz olduğu düşünülebilir. Sanatçı olmanın en bariz zorluğu imkânsızlık ve sponsorluk gibi durumlardır. Sanat; emek kadar maddi bir güç de gerektirir. Sanatınızı ifade ettiğiniz gibi bunu sergilemek ve topluma sunmak da gerekir. Hiçbir destek olmadan bir insanın sanat yapabilmesi kadar sanata insanların ilgi duyması aslında bu sanatın önemli zor yönleridir.

OSMAN AYTEKİN’İN SERGİLERİ

Ressam Osman Aytekin kişisel resim sergileri açmış ve arma resim sergilerine iştirak etmiştir.

Kişisel resim sergileri:

Resim Sergisi- Kayseri Devlet Güzel Sanatlar Galerisi -1985

Resim Sergisi- Kayseri Devlet Güzel Sanatlar Galerisi -1986

Resim Sergisi- K.Maraş Valilik binası -1999

Resim Sergisi- Fırat Ünv. Atatürk Konferans Salonu Elazığ – 2001

Resim Sergisi- Konya D.G. Sanatlar Galerisi – 2003

Resim Sergisi- Ankara Ticaret Odası Sergi Salonu – 2005

Resim Sergisi- Nevşehir Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi–2007

Resim Sergisi- Nevşehir-Derinkuyu Üzümlü Kilise- 2010

 Not: Bu söyleşi 5 Nisan 2009’da YENİÇAĞ Gazetesi’nde yayınlanmıştır. Timuçin Mert Ağabeyi rahmetle anıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir