AHMET MİTHAT EFENDİ’NİN “JÖN TÜRKLER”İ

AHMET MİTHAT EFENDİ’NİN “JÖN TÜRKLER”İ

Osman Aytekin

Türk edebiyatında gerçek anlamda ilk popüler yazar olarak görülen Ahmet Mithat Efendi’nin Jön Türkler isimli eseriyle ilgili düşüncelerimizi belirtmeden önce Jön Türkler’e bir bakalım.

Osmanlı Devleti’nde 19. Asrın ikinci yarısında batı tarzı idare, düşünce ve görüşlerin gelişip yayılması için çalışanlara Jön Türkler adı verilmektedir. Bu gruba mensup olanlar “Yeni Osmanlılar” veya “Genç Türkler”  olarak da anılmaktadır. Avrupa’da Fransızca “Jeunnes Turcs” adıyla meşhur olup tanınmışlardır. Bu ifade Avrupa’da siyasette, fikir ve edebiyatta aşırılık taraftarı gençlere veriliyordu. Yeni Osmanlılar için ilk defa Mustafa Fazıl Paşanın yayınladığı bir mektupta, “Yeni Osmanlılar” karşılığı olarak kullanılmıştır. Daha sonraları Namık Kemal ve Ali Süâvî tarafından da benimsenerek, Türkçe ‘ye yerleştirilen bu tabir, uzun süre, Osmanlı topraklarında yetişen, devlet idaresine karşı gelen ve yabancılar tarafından yönlendirilen ihtilâlcilerin tamamının ortak adı olmuştur. Jön Türk teşkilatının önemli üyeleri arasında Namık Kemal, Mehmed Bey, Reşat Bey, Nuri Bey, Ayetullah Beyler bulunmaktaydı. Cemiyet gizlilik içinde hareket ediyordu ancak cemiyetin kurulduğu duyulduğunda da Mehmed Bey, Nuri Bey ve Reşat Bey Avrupa’ya kaçtılar. Prens Sabahattin’in daveti üzerine Ziya Paşa, Ali Suavi ve Namık Kemal de Avrupa’ya gittiler ve orada gazete, broşür çıkartarak Osmanlı İdaresi’nin kötü yönetimi hakkında yayına başladılar. Jön Türkler bir süre sonra yurda döndüler ve birer göreve tayin edildiler.

Meşrutiyet fikirlerinin gelişmesinde önemli rol oynayan Jön Türkler Yurtdışında II. Abdülhamit’in baskıcı olarak gördükleri yönetimine karşı mücadele ettiler.  Yine II. Abdülhamid’in kurduğu askeri nitelikteki okullardan mezun olan ve Jön Türk akımından etkilenen genç subayların çoğunluğu da II. Abdülhamid yönetimine karşıydılar.   Dernekler kurdular, gizli gizli mücadele ettiler. II. Abdülhamid döneminde 1 Nisan 1873’te Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre” adlı oyunun oynadığı gece, halk milli heyecan ve coşku içindedir. Ertesi gece Namık kemal, tiyatroda tutuklanarak Magosa’ya, Nuri ve Hakkı Beyler Akka’ya, Tevfik Bey ile Ahmet Mithat Efendi de Rodos’a sürülürler.

Ahmet Mithat Efendi’nin son romanı olan “Jön Türkler” de II. Abdülhamid döneminin içinde bulunduğu siyasi durumlar anlatılmak istenir ancak sıradan, kurgulu Ceylan isminde feminist, haşarı, çılgın ve egoist bir kızın aşk kaprislerinin öne çıktığı görülür. II. Abdülhamit’e büyük bir sadakatle bağlı olduğunu bilinen Ahmet Mithat Efendi’nin Jön Türkleri ele alması, bu eserin ‘Meşrutiyet idaresine hâkim olan ittihatçıların maddî ve manevî baskısı altında yazılmış olduğu’ intibaını vermektedir. Nitekim bu eserde roman Kahramanı Nuri (romanda kısaltılarak da ifade edilmiştir) veya Nurullah Bey Akka’ya sürgün edilmiştir. Gerçekte Hakkı ve Nuri Bey’in Akka’ya sürgün edilişiyle roman kahramanının da aynı yere ve aynı isimlerden birinin seçilmesi de yazarın bu döneme bakışında ki paralellik göstermektedir.

Romanın konusu: Avrupai bir tutkuya sahip genç bir kız olan Ceylan fikirleriyle anlaşamasa da Nurullah’ı sever. Sevdiği adamın kendisine ilgi göstermemesi kıskançlığa neden olur. Sevdiği delikanlı hakkında asılsız olarak babası vasıtasıyla jurnaller. Suçlanan Nurullah adlı gencin Jön Türklükle suçlanarak Akka’ya sürgüne gönderilir. Eserde, haksızlığın kurbanı olan Nurullah’ın başından geçen olayların anlatılmaktadır.

Romanın adının “Jön Türkler” olarak seçilmesi eserde Jön Türklerin ele alındığı gibi bir izlenim verse de roman sıradan bir aşk romanıdır. Eserde yaşanılan dönem açısından II. Abdülhamid dönemindeki siyasi baskıları, sosyal olayları ve cemiyet hayatını ele alır. Roman siyasi olayların ele alınışı ve esere bu dönemdeki etkisi nedeniyle “Jöntürkler”i konu edinse de hem bu konuda hem de aşk konusunda roman kurgusunun zayıf kaldığı görülmekte, anlatıcının da zaman zaman araya girmesiyle romanın akışını kesintiye uğratmaktadır.

Ahmet Mithat Efendi, Jön Türkler romanında batılılaşma fikrine karşı çıkışı, siyasi baskılara karşılık Jön Türkler düşüncesinde fazla durmaması ve aşk kıskançlığının siyasi baskılarla eşit mesafede durması, ideal bir kadın tipi olarak Ahdiye tipini seçmesi ve işlemesi, olumlu yönleri üzerinde durması bunun karşısında aykırı feminist bir tip olarak Ceylan’ı çıkarması bu eserde milli bir düşünceyi savunduğu ve okuyuculara da bu düşüncelere yöneltmeyi arzuladığı düşündürmektedir. Ayrıca eserin sonunda Ceylanın yanarak yok edilmesi de yazarın batılılaşma karşısında milli düşüncenin galibiyetini sembolleştirme olarak da algılanabilir.

Ahmet Mithat Efendi’ye göre, “Roman, bir insan topluluğu içinde görülen hallerden birisini ya da kimilerini kâğıt üzerinde koymaktır.” Roman, genel ahlakın tayin ettiği yaşantılar içinde oluşur. Avrupa’nın romanı nasıl kendine ait ise, bizim de romanımız kendimize ait olmalıdır. Avrupa’nın kendi hayatımıza uymayan romanlarını örnek almamız yanlıştır. Milli bünyemize uyan romanı esas almalıyız. Milletin örf ve adetleri, inanç ve davranışları romanı şekillendiren önemli unsurlardır. Roman milletle bütünleşmelidir. Millet başka, roman başka olmamalıdır” görüşü dâhilinde “Jön Türkler” romanını yazmıştır, denilebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir